20 Ağustos 2009 Perşembe

Deli maaaavi.


Platonik aşkları severim ben. karşılık bulmadan karşılık beklemeden ama hep karşılık bulacakmış gibi heycanla beklenen aşkları. Amaç farkedilmek olmadan, gözlerin buluşma anı 2snyenin 3456789567890 kelimeye sığan tadını. ismini hiç bilmemeye rağmen Ona yazılan tonlarca yazının hazzını. O'nunla karşılastığında yürümeyi, konusmayı ve daha bir sürü insanlık vasıflarından mahrum kalmayı. Görüş acındaki her ayrıntının simsiyah olmasını ve arka fonda 'love story' tadında bir müzikle sadece onun silüetinin belirmesini.


Elizanın ' ahaa As zombiiii' demesiyle bir kaç etrafa bakınma evresi sonrasında gördüm zombiyi. her zaman gördüğüm yerde, sevdiceğiyle elele gözümün önünden geçtiği yerde, takip etme eylemlerine giriştiğim yerde. Oysaki üzerinden ne çok zaman ne çok insan geçti. Farklı gözlerde farklı anlamlar bulmama rağmen 'deli mavi' şarkısını dinlediğim her an iliklerime kadar hissederim onun gözlerindeki maviliğin anlamını. garip bir mavisi var gözlerinin buz mavisi sanki, soğuk bir mavi, ama baktığın anda içinde alevler kopartabilen bir mavi.
Koskoca bir hayatı saniyelere sığdırmaya çalışsamda severim ben platonik aşkları.

Tarih tekerrür etmez. Bunu hangi manyak söyledi?

Karanlık bir kutu bu. İnsanın karakutusu kurukafasıdır diyen uzak arkadaşımın, ayaklarını sallaya sallaya oturduğu duvarın üstünden üzerime kağıttan uçaklar attığı gece! Onun havaalanı olduğum saatlere yargısız sadakatlerin çöküşü! Kur yapan bir karınca yuvası vardı gözbebeklerinde! Hüznün çiçeği pek yakışır sevgilinin ağzına! Hafif hafif ısırır! Kıpkırmızı bir elbise giymiştir ve sonsuza kadar da çıkartmayacaktır onu. Bir savaşa gidiyordur; öldürecektir! Barış yanlısı olamayacak kadar talihsizdir!Kemanla piyanonun gücünü gözler önüne seren nefis bir melodi olarak hatırlanacaksın sen çocuk! Düştüğün adada, sahilde yaktığın ateş gibi parlayacak göğsüm sen beni yaşattıkça!

Bileğimi kestim / bileğini kestin: ordan çektiğimiz iki damarı bağladık birbirine. Artık büyük dolaşım'ın adı, SEVDA'dır! İçimde hissederken kanını, bu şehrin daraldığını / aşağılara doğru genişlemek istediğini düşünüyorum. Kanın beni üşütüyor. Sen sakın menenjit olma, e mi?!

'Hiçbir şeyi unutma! Ben unutmayacağım!.' diye fısıldamıştın kulağıma otobüse binerken. Arkanda seni seven adam duruyordu. Bakışlarımı kaçırmıştım. Bakışlarımı kaçırıp yüzümden fidye istemiştim. Şimdi aynı bardaktan su içemiyoruz! Ben bunu biliyorum, su biliyor, bardak biliyor; bir sen bilmiyorsun! Seyahat acentaları önünde ayrılan, orda kavuşan, orda bir tutkuya büyümesi için izin veren insanlardan bizi ayıran nedir ki.. Ayrılığı dört tekerleğin yönüne bindiren mi suçludur, o dört tekerleğe bir beşinci tekerlek olarak eklenen mi?! Ansiklopediler açıklayamıyor bunu! Dallı budaklı bir bedende, teras katındayız! Bütün görüp görebileceğimiz: HAYAT! O yüzden zar tutma, kağıt kurma, taş çalma aşkın peşinde koştururken!

Kök salmak, bitkilere has bir özelliktir; sen tek bir yere yerleşemezsin. Geleceksin. Seni ölüme, aykırılığa, başkaldırıya davet eden, ait olduğun, bu soktuğum cehenneme geleceksin. Bir çeşit love story meselesi! Ama cesaret, biraz da büzük meselesi! Sesim duyuluyor mu?! Sesimi işitmeye çalışanların kulakları var mı?!

Gece otobüslerinde cam kenarı masalları. Gece otobüslerinde valizlere, çantalara doldurulup götürülen onca an! Gece otobüslerinin seveni karartan o soluk, sarı ışıkları! Karanlık bir kutu bu. Karanlığı yasallaştıran, karanlığı bir güç gösterisine dönüştüren, aydınlıklarla sınırlı olduğunu kanıtlayan bir kutu bu otobüs! Muavini çağır yanına ve ona de ki: 'ben asla gelmemiştim, asla da dönmüyorum!.'Zamana arka çıkan kahramanlar, yiğitlikler-trajik çelişkiler ve bir boka yaramayacak hüzünler için yakınlaştık seninle. Yeni yıkanmış bir salkım üzüm gibiydin şarabını saklayan. Ben Ortaçağ Avrupası'nı anlatan uzun metrajlı, biraz yavan, biraz vakit geçirtici bir filmdim; sen ise Nirvana'ya ait şık bir klip! Aşk, ağır iştir: emekli olamazsın, sigortası yoktur, ikramiye alamazsın, yıllık tatil izni verilmez, greve kalkıştın mı yersin sopayı, her dakika lokavt tehlikesiyle burun burunasındır, kaza riski yüksektir, amatörce uğraşılır! Aşk, ağır iştir! Yol boyunca bunları şoföre dayatamazsın. O, uykuya yenilmek üzeredir, sen ise rüyaya!Yolculuklar neye ulaşma isteğidir?! Bir inkar, bir veda, bir çarpışma, bir yaralanma nedeni midir?! Böyle siktirip gitmek, geride kalanı sahnede zorla Stand Up Tragedia oyuncusu kılmaz mı?! Bu kılınan, farz mıdır?!Otobüslerin hiç mi vicdanı yoktur?!Gece otobüslerinde kurduğun hikayeler, walkman'de dinlediğin ezgiler.Gece otobüslerinin konakladığı tesislerde birkaç lokma atıştırırken kendini farklı bir açlığa ve susuzluğa gömülü bulman. Gece otobüslerinin kırgın, ezik, yılgın yolcuları! Heeey, size diyorum! Otobüsümüz asla mola vermeyecektir ve siz ihtiyaçlarınızı gidermek için bambaşka aşk yolculukları yapmak zorunda kalacaksınız. Bu dediklerim menenjite yol açmaz değil mi?! Sen frengi de olma!

Karanlık bir kutu bu otobüs. Buğuladığın cama birşeyler yazmaya çalışırken sen, hareket ediyor araç. Bakıyoruz ardından. İşte gidiyorsun! Gidiyorsun işte! Bir kenti terkediyorsun. Belki de sonsuza kadar. Sonsuzluk neyse, ne halta yararsa, sonsuza kadar terkediyorsun belki de. Kaybolan farlara, stop lambalarına şöyle seslenmek geliyor içimden:
'Ben bir silahım! Ama hiçbir silah yaralamaz insanı, bir başka insan olmadan!'


K.İ

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Yaşasın kemik kardeşliğiii!

Hani ' seni sevmeyen ölsün' diye bi tabir vardır ya. düşündüm de bu tabir insanın kendisi içinde geçerlimi diye. sonrada düşündüğümden hiç bişi anlamadım.
2 gündür kendi bilgisayarımda ikamet edememekteyim. Sarı'nınkine muhtaç modlarında.(evde beslediğimiz evcil hayvan tadında sevdiğm kardeşimdir kendisi) pek muhterem kuzucuğun bilgisayarı yine bozuldu tıpkı bu aralarda ki sinir sistemi gibi. şifre sıfırlama olaylarına gireceğimiz için bize geldi. sonra halledemedik dedik bu bilgisayar formata muhtaç. Şizoya ricala emir arası bişiler ettik. ok so cevabınıda alınca eliza uctu bilgisayarı vermeye. bu arada agırlık yapmasın düşünceleriyle kendi şarj aletini almamış oldugu için benimkini götürmek zorunda kaldı. giderken caktırmadan telefonuda götürmeye kalkıstı ama yemezler bebeyim.
Benim tosba şarjla dolu ama gelgör ki ben kıyamıyorum o şarja. dün aksam actım tele bikac sarkı atayım, uyumadan önce bi konser cekeyim kendime diye ama gözüm hep şarj ibresinde. anam bitti bitcek diye ödüm koptu nete bile girmedim. diyorum As ihtiyacın olsun, nete girmeyi cok istediğin zaman girersin diye. ama sanırım ben aygıtı alana kadar o zaman hiç gelmicek. yinede sarının ara sıra bazı bazı insan olması işime yaramıyor değilmiş bi tek onu anladım.

13 Ağustos 2009 Perşembe

Tüm operatör adamlarının kıçına mesaj kaçsın.


Odamda oturmusum öle o site senin bu site benim dolasmalardayım. 'tık tık tık' mesaj sesini duyunca bi irkildim aman tanrım 657890 yıl sonra bir mesaj aldım sevinciyle kalktım salona kadar koşar adım mesaja bakmaya telefonuda az önce okudugum kitabın arasına ayraç niyetine bırakmısım. Alıp bı baktım lanet şeyi görmez olaydım.anasını sattımın rehberinin arasından gele gele telsimden mesaj gelmiş hemde yaşadıgın sehirde arkadas bulup bedava mesajlas diye. sanane be ben arkadas bulmak için snamı kaldım? tamam şuan pek arkadasım kalmadı ama ben istemiyorum. istesem 1milyon insanı köpek ederim,ben sana bi arkadas bulayımda kıçına sok telsım adamı demek istedim. ama sakince bıraktım telefonumu kitabın kenarına diger telefonuda kitabın arasına bırakmış bi sekilde geldım odaya. 2sn sonra telefon melodim zırıl zırıl çalmaya başladı. 3 şans verdim kendime dedim ya eliza ya kaya yada dilfi. sanki kitap bana sinyaller vermeye çalısır gibi yine arsından aldım teli sakince actım kapagını '4441500'.Şakamısınız siz saygı değer operatör insanları uğraşmayın benimle!

Amaninaa

Yine beynimde ampullerin yanması ve lanet elimin tema sitelerine dalmasıyla blogum salakımtırak bi hale döndü. kıçıma batmış gibi değiştirdim onu sonra begenmedım hooop güm bu temayı geçici olarak kullanmaya karar verdim. zaten afilli şeyler canımı sıkmaya başladı bu aralar. herşey düz olsun istiyorum. yüksek ses duymayayım mümkünse, renkli insanlar, pınçırıklı elbiseler, çeşit çeşit desen desen kıyafetler olmasın. çoğu seyden sıkıldıgım gibi yazdanda sıkıldım artık. ben zaten sevmem pek yazı maksat tatil olsun. giysem botlarımı taksam şapkamı üşüsem falan. kışı özledim sonbaharı daha çok özledim ama anasını sattımın denizlisinde olmuyorki şöle bi sonbahar kış. şimdilik kış gelmesede hayatıma ekşın gelsin istiyorum, yaklasık 2 aydır tel bile kullanmıyorum. bi flörtözüm bile yok. ben ne istediğimide bilmiyorum ama ne bileyim yine de bi kıpırtı olsa fena olmazdı. yok yani simcikler yapıcam soy ismini koyabilecegım bi varlık yok.
saç rengimde değişsin istiyorum artık ama istedıgım bi renk yok şuan rengini seviyorum ama cok sıkıldım. şimdi anlıyorum insanların uzuuun süre cıkmalarının sonucunda nıye ayrıldıklarını. can bu sarıda ister kırmızıda siyahta.
eğer biraz daha bakarsam tospamla aramda bi aşk filizleneceek
Amaninaaaa!

12 Ağustos 2009 Çarşamba

yuppoowffffff


Sonunda Balkes il sınırları içindeki evime kavuştumm. hemde huzur, çiçek, meyve, salıncak, biraz gürültü, ördek,priapos, eliza sonrası. içimdeki anlamsız keyifi anlamlandıran şeyler bunlar sanırım. ama büyük bi mutsuzlukda var üstümde, kakikiki diye gülerken manyak gibi ağlayasım geliyor. 6789056789 parçaya bölünmelerdeyim yine. es es hayalleri belgelenmiş bi şekilde yüzüyor şimdi. gözünü sevdimin dünyası bi kerede şu tarihlerde şu yaratığında kendinle gurur duymasını saglasana be. hadi be hacı!

bide o kadar rüya gördüm hep iyiye yorumlanan, ciddi anlamda fal baktırdım. bazen düşünüyorum acabaaa diye ama yok canım fal baktırdıgım için mi olmcak ben beynimden problemlisem adamlar napsın. ahh ahh yeni yeni hayallere dalmam gerekiyo onu nasıl yapcam bilemiyorum. ben kendi kendimi kandırmak konusunda aptalımdır, ama Elizaya karşıda sorumlu hissediyorum. ben isyan bayraklarını çekip yurttan çıktım şimdi ebük sebük ev falan, gönlüm onun yurtda kalmasına razı değil ki. bide gittiğimde nasıl rahat kalıcam onu bilmıyorum, önceden yurtta kalıyorduk yer bulamayınca. ne yapsam ne etsem nerelere gitsem bilemedim.

yine yazma şevkim kırıldı. As uçar.

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Eliza ' ya.

Eliza yarın, saat itibariyle bugün direksiyon sınavına girecek. beynim onunla baya bi meşgul. salak Şizo'nun pcyi düzgün yapamaması yüzünden de nete giremiyor ve ben onun durumundan haberdar olmadıkça beynim de rahatlamıyor.
En son bıraktığımda pek hatta hiç iyi değildi çünkü. söz konusu Eliza olduğunda Sü'ye bile sinir oluyorum. normalde seviyorum Sü' yü. yaş olarak küçük olmasına, aramızda ara sıra olusan kıskançlık nöbetlerine rağmen iletişimimiz oldukça iyidir. ama bugün Elizayı çizgisinden saptırdı. O yüzden kızgınlık sınırlarımın baya bi üstünde.

Sinir nöbetlerinden sonra yarım saati aşkın bi mesafede sadece 3 kelıme konustuk. böyle durumlarda aptal tesellileri yada şebeklikleri yapamıyorum. kilitlenip kalırım. gerçi konussamda onun başını agrıtmaktan ve sinirlerini daha cok bozmaktan başka bi işe yaramayacağımı bildiğim için susarım. . susarız. .
Umarım sınavın iyi geçer. Tüm meleklerim seninle Beb.im . .